Aba Kalın Ceket Hava Soğuk Abamı Versene.
Abrul  Nisan Kork Abrulun Beşinden!
Abu Anne Ne ediyon Abu Nasılsın.
Ağu Zehir Ağu gibi yenmiyo.
Ağyel Batıdan Doğuya esen rüzgar Ağyel eserse kar erir.
Ahacuk İşte Ahacuk Burada.
Ahbun Hayvan pisliği Ahbunu Çektinmi?
Alaf Saman hayvan yiyeceği Malın Alafını ver.
Arastak Tavan Yabayı Arastağa Koy.
Ayakyolu Tuvalet Ayak yoluna gideceğim.
Balak Manda Yavrusu Kömüş Balakladımı?
Bayah Biraz önce Bayahtan burda idi
Behni Hayvan yem yeri Behnide ot Kalmamış .
Besbellü Demekki Öyle idi Besbellü .
Bıldır Geçen sene Bıldır bu zaman kar yağmıştı .
Biz İğne Şu Bizi alda Çuvalın ağzını dik .
Boduç Su kabı Boduçta su varmı ?
Bostan Bahçe Bostanı sulamayı unutma .
Boşboğaz Dedikodu yapan Amma boş boğazsın ha .
Boz Ekilmemiş arazi Tarlalar bozkaldı ekemedik .
Böğrülce Taze Fasülye Böğrülce büşüdük.
Bunak Deli Bunamış vallaha .
Bürüğün Bi sonraki Gün Bugün işim var Bürüğün gelirim .
Bürük  Başörtüsü Eve gelen var Bürüğünü Bağla .
Cağ Lauba .Banyo Küeti Casğ da ellerini yusun urbuğu ver .
Cerek Uzun ince ağaç Bi cerek kesecektim .
Cıbır Çıplak. Fakir Cıbırın nesi varki .
Cıdavulu Kötü Varmam şo cıdavuluya .
Cılız Zayıf Bu çocuk Çok cılızkaldı .
Cızlak Sac ekmeği Abu bi Cızlak yapta yağlı olsun .
Cücük Civciv Bizim gülk on tane cücük çıkarttı .
Çamdu Ev duvarı Çamduya bi çivi çak Eleği asacağım.
Çaput Bez parçası Yırtıldı Çaput oldu .
Çıkma Tahtadan yapılan karyola Yatağı çıkmanın üstüne ser .
Çıparsuz Tipsiz.Şekilsiz Çok çıparsuz adam .
Çiğit Fasulye Pilavın içinde çiğitte var .
Çimmek Yıkanmak. Çocuğu çimdirin .
Çirşef Askıntı Amma çirşefmişsin sende ha .
Çitil Asabi Herkesle kavga ediyo Çok çitil adam .
Çorak Balçık .çamur Çoraktan geçerken dizlerime kadar battım .
Çörtük Dağ armudu Çörtük göğnüsü yermisin ?
Çul Yöresel kilim Çuluser de oturalım .
Dalda Çatı Altı Islanma Daldaya gel .
Davar Koyun Emmim davara gitmiş .
Dinelmek Ayakta Durmak Dinelme otur be .
Eci Abla Eci bu sıcakta nerden geliyon hemi .
Ecük Azacık Ecük Bulgur versen Pilav yapacağımda .
Eğleş Dur Kovalayanınmı var Eğleş hele gideriz .
Ellam Belki Hatırlamadım emme ellaham öyle idi .
Eme Hala Emem gilden geliyom.
Emişik Süt Kardeş Biz emişiğiz .
Enek Misket Eneklerimi Aldılar Babama diyeceğim.
Enteri Kadın Elbisesi İki çif ipekli Enteri almışlar.
Erii iğrenç Erii nediyomuşum şo cıdavuluyu.
Esbap Yıkanacak çamaşır yatak yorgan yüzü Derede esbap yuyo.
Essah Sahi Gerçek Essahmı deyon hemi .
Evmek Acele Etmek Ne eviyon gidiyoz işte .
Eyce İyi Gaybeti oluyo eyce Adamdır .
Fetil Sac Ekmegi İki fetil ödüç versen .
Fol Yumurta  İki fol pişirde yiyelim
Folluk Tavukların yumurta yaptığı yer Follukta kaç yumurta var
Fosul Haşlanmış Armut Bi fosul bile yokki yesin .
Fotur Sümük Çok foturlusun vallaha .
Galuç Orak Galuçları kösüreye tut.
Gamaz İspiyoncu Hemmen Gamazlamışsın .
Garaz kin Ölenedek sana garaz güdeceğim
Garış Beddua Niye Garış veriyon gene ne yaptı?.
Garusbudum Özledim Seni Öyle Garusbudumki .
Gaşmer Çirkin Bırak şo Gaşmeri .
Gatık Ayran Bi tas gatık versene .
Gaybet Arkasından konuşma O adamın gaybeti ne desek  yanlış olur .
Gaygana Yumurta ve Undan yapılan yiyecek Anam Gaygana yaptı .
Gennabu Yenge Ne ediyon Gennabu .
Gınnap Kendirden Yapılan İp Gınnabınan bağla çözülmesin.
Gıtmur Cimri İsteme çok gıtmurdur.
Gidik Küçüksepet Bi gıdık kiraz aldım .
Gidişmek Kaşınmak Ayaklarım gidişiyo .
Gişi Erkek Bizim gişi gelmedi .
Gocunmak Alınmak Ben dedim yarası olan Gocunsub.
Göcek Köşe Şo göcekten tutta toplayalım .
Göğnü Olmuş  Armutlar göğnümüştür.
Gubarmak Diklenmek.Övünmek Ne gubarıyon aslanım Bizimde olur .
Gulunlama At Doğumu Sizin at Gulunlamış emmi ?
Gücük Şubat Gücüğün on beşi don olur .
Güdük Kısaboylu Çok güdük kalmış.
Gülk Kuluçkaya yatacak tavuk Tavuklar hep gülk oldu yumurta yok.
Hasud Kıskanç Amma hasutmuşsun sende.
Hatun Kadın Ekmekli Hatundur ha .
Hazetmek Sevmek Hazetmiyom seni uğraşma .
Hedik Islanmış Buğday Hediğim var çorba yapacağım.
Hela  Tualet Dur hele bi heleye gidiyim .
Hemi Öylemi. Doğrumu Ne günlerdi hemi .
Heri Sen- Siz Ne ediyonuz heri
Herif Adam.Erkek adam. Herif olmuş Mayşallah .
Hırt Ağaç kökü Yakacak yok iki hırt söktüm.
Horunmak Korunmak Horunmasam yerdi beni .
Hoşav Kurutulmuş armut.elma Bu sene çok hoşav yapacağım .
Hödük  Sabırsız Amma hödüksün hemen çıktın.
Hümkürmek Burun Silmek Hünkür bakalım .
Işmar Göz kırpmak Ne ışmar ediyon la .
İrbat Kötü Bırak şo irbatı gelmesin .
İskembi Sandalye İskembiyi verin otursun.
İşlik Kadın Hırkası İşlik dikmişler hemde oyalı.
Karayel Kış ortasında esen rüzgar Don olur karayel esiyo .
Karın İşkembe Karnı yok yiyo yiyo doymuyo.
Kavlağan Çınar kırk yıllık kavlağan ağacı .
Keh Uçurum Kehin başında zor tuttum.
Kelam Kısa söz Gel be. iki kelam edek.
Kelem Lahana Şu çocuğun eline bi kelem verin  .
Keşik Sıra Bugün Keşik sizde .
Keşik Kurutulmuş Çökelek topu Bide keş kızarttı ekmeğin içine .
Kızılcık Kiren Bi, kirenli çorba olsa ya .
Kil Su geçirmez toprak Tamüstünün kili kalmamış akıyo .
Kitir  Kurumuş Kitir kitir yermisin .
Kof Boş kaba Umduğum gibi değilmiş kof çıktı .
Kömüş Manda Kömüş yogurdu olsa bıçakla kes .
Külek Yağ basılan ağaç kap Bi külek Tussuz yağım var yeter.
Mada İştah Heç madam yok yeyemiyom .
Makat Yerden yüksek oturma yeri Yere oturma , makatın üstüne çık.
Masuz Şaka Vallaha Masuz yaptım
Mertek Kol Kalınlığında Uzun Ağaç Merteğini döşedik kil gelecek.
Meymenetsiz Hayırsız Çok meymenetsiz çıktı bakmıyo.
Mıh Çivi Şu mıhı çakta eleği asayım.
Mındar Pis .Yenmez Mındardır yenmez.
Mısmıl Temiz Mısmıl korkmayın yeyin.
Mıymıntı Beceriksiz Çok mıymıntıymışsın Halledemedin şunu .
Mintan Gömlek Bi mintan hediye getirmiş
Mitil Yatak Ser şu mitili yatacağım
Nahıt Ne Zaman Nahıt geldiniz ?
Nörüyon Ne yapıyon Nöğrüyon Hemiii
Ohcur Belbağı. Kemer Ohcuru çözülmüş pantunu tutmuyor .
Ödlek Korkak Çok ödlekmiş hemen kaçtı .
Örk  Kalın ip Danayı örklede gel.
Örtme Salon Örtmede oturuyorlar.
Pohut Kavrulmuş buğday unu Pohut yaptırdım gel yeriz .
Pünek Kümes Tavukları püneğe koyda gel .
Sahi Doğrumu Sahi seninmi bunlar ?
Sasuk Tatsız Verdiğin Elma çok sasukmuş yeyemedim.
Savuşmak Kaçıp gitmek Dinlemedi savuştu gitti .
Sedir Sabit Çekyat Sedirin üstünde oturuyo .
Seğirtmek Koşmak Seğirt lan geç kaldık .
Sekmen Oturak Yere oturmasın ,sekmeni ver.
Sırnaşık Pesetmeyen.Yılışık Çok sırnaşıkmış bi takıldı bırakmıyo .
Sitil Kova Sitilleri doldur kuzulara ver .
Sohranmak Kendi kendine konuşmak Ne sohranıyon kendi kendine bakayım.
Sohu Dibek Sohu Dövmeye kimse yok .
Söğmek Küfür etmek Niye söğüyon Gaybetine.
Sümsük Pisboğaz Çok sümsüktür herşeyi yer .
Şıplak Alkış Amcana bi Şıplak yap bakayım .
Tahtalı köy Mezarlık O mu Tahtalı köyü boyladı .
Tam Ahır Tamda kim var ışık yanıyo .
Tamüstü Çatı Tamüstünde kar atıyo .
Terek Raf Terekteki terpoşlular yıkanacak .
Terpoşlu Bakır Tabak Bi terpoşlu keşkek yedim .
Ters Yel  Mart ayında Güneyden esen Rüzgar Tersyel esiyo kar gider .
Tezek Kurumuş hayvan pisliği Tezek yakacağım odun yok .
Tirki Ağaçtan oyulmuş ağzı geniş tas Bi tirki un verdi sağolsun .
Topul Yuvarlak Elimle ovaladım Tos topul oldu .
Urba Elbise urbanı  çıkartta yat .
Urbuk Su kabı Urbuğa su koy Abdes alacak .
Usul Yavaş usul usul kırmadan 
Ümük Boğaz Ümüğünü sıkarım ha .
Üyez Sivrisinek Üyezden yatılmıyorki.
Yağannı Sırt Arka Yağannım ağrıyo heç sorma.
Yal Köpek yiyeceği İtin yalını verdinizmi ?
Yalavuş Yağcı.Herkese şirin gözüken Şimdide ona yalavuşlanıyo .
Yardakçı Destekçi Şimdide onun yardakçılığını yapıyor
Yaşmak Yeni gelinin ağzını kapaması Yıllar oldu hala yaşmağını çözmedi 
Yavan  Sade Çok yavan geçti .
Yaykantı Yemek artıkları Yaykantıyı dökme ineğe ver .
Yazu Ova.Düz Arazi Koca yazu sürmekle bitmiyoki .
Yeğnik Hafif Kabalığına bakma sen Çok yeğnik.
Yoka Derinolmayan Çok yoka göğsüme bile gelmiyo.
Yunmak Yıkamak  
Zağar Küçük Köpek Bi zağarla baş edemedin hemi .
Zebelleh Büyük Zebellah gibi mayşallah.
Zelzele Deprem  
Zevzek Geveze Çok zevzeksin çenen bi durmuyoki.
     
     
     

Gelenek ve Göreneklerimiz.

LEYLEK

   Leylek sıcak iklimlerde yaşayan  göçmen kuş türüdür.her yıl Nisan ayı sonları Mayıs ayı başlarında Ülkemize Bölgemize Köyümüze gelerek  Sulak ve Yeşil alanlara yakın Yüksek yerlere yuvalarını yapar( Köyümüzde uzun yıllar Godaman gilin kavağında yuvalandılar.Ağacın yıkılması ile Caminin üzerine yaptılar yuvalarını). Ekim ayı başlarında bölgemizi terk ederler Güney Afrika, Körfez, Süveyş, ve İsrail'e göç ederler.
   Leyleklerin Gelişi Köyümüzde merakla beklenir telaşeli olurdu.Tirki de yoğrulan Hamurlar. Altında ateş yanan kızgın sacın üzerine dökülerek pişirilen ekmeğe de leylek derlerdi.Üzerine şerbet dökülürse yöresel bir tatlı türü olarak bilinir.
   Leylek ekmeğinin yoğrulduğu hamurun kabı (Tirki) ve Hamurun kızgın saca döküldüğü ağaç Kaşık yıkanır ,yıkanan su ateşin yandığı bacaya dökülerek Leyleğin haneye bereket getirmesi temenni edilir . Yıkanan kaşık bacadan yukarı atılarak ocaklığa geri düşmesi sağlanır ,düşen kaşığın ağız tarafı yukarı gelir ise hanenin  bereketli, bolluk içinde bir yıl geçireceğine inanılır .Şayet kaşığın ağzı aşağı gelirse kıtlık içinde  bir yıl geçeceği yorumlanırdı.
   Leylekler yuvalarına ilk gelişlerini karanlıkta değil de gün ışığında yaparlar ,dolayısıyla insanlar tarafından gelişleri izlenir. Leylekler ilk gelişlerinde ağızlarında ekin veya yeşil ot getirirse bölgede bolluk olacağı ,şayet çaput veya  ağaç dalı ile gelir ise bölgede kıtlık olacağı yorumlanmakta idi.

 

Ömer Sırakaya

KELEK SALLAMA.

  10  Ocak Gecesi akşam karanlığı bastığı zaman .Köyün gençleri Değişik figürlerle . Herkesin evi tek tek dolaşır. Herkesin kapısında kelek sallayıp maniler okunur .Değişik kıyafet giyen insanlar zillerle, çiftetelli ,karşılama gibi oyunlar oynar, üzerlerine sarılan çullar la deve veya ,değişik hayvan taklidi yapılıp adeta hane halkına kısa bir tiyatro sunumu yapardı .karşılık olarak bulgur  tere yağı toplanır. Topladıkları malzemelerle büyük kazanlarla pilav yapılır. Gençler doyasıya yerler ve doyasıya eğlenirlerdi.

Not: Niçin yapıldığını bilmiyorum . Konu hakkında bilgi sahibi olanlardan yardım bekliyorum.

Ömer Sırakaya

TAHTALI

  Köy Gençleri ve orta  yaşta olanlar , bayramının 1. günü ikindi namazından sonra  ,ikinci ,üçüncü günü dahil ,Aşağı obanın  gençleri lığla tarafındaki bir ağaca .Yukarı obanın gençleri ahbunlukdaki bir ağaca  ,kurdukları tahtalılarda   sallanır gönüllerince eğlenirlerdi .

Tahtalı  :2 ucu bağlı urgan ortalanarak dala asılır ,aşağı tarafa sarkan kısımların ortasına bir tahta yerleştirilir ,tahtanın 2 ucuna 2 kişi dikelerek iplerden tutar, tahtalıya binecek sallanacak olanlar ise tahtanın üzerine oturur(5veya 6 kişi) dikelen iki kişi iplerden asılıp ayakları ile tahtayı itmesi ile hareket alan tahtalı yiticilerin gücüne göre bi sağa bi sola havada gider gelir.oturanların ama korkudan ama zevkten bağırtıları ortalığı çınlatırdı.insanların oraya çekilmesine vesile olurdu.

Ömer Sırakaya

SELE

  Ahbunluk daki ekinler biçildiği zaman genellikle ikindi namazından sonra .Köyün gençleri toparlanır, Aşağı obanın gençleri aşa taraftan,Yukarı obanın gençleri yukarı tarafa çekilir,bir kişinin SELEEE.. diye bağırması ile kıyasıya bir kavgaya başlarlardı, kavga genellikle kartopu atar gibi taş atmak şeklinde  olurdu.bu  arada kafa yarılması ,ufak tefek yaralanmalar normal sayılırdı, hava kararıp yorgunluk hissi belirdiği an yine bir kişinin tamam  SELE BİTTİ diye bağırması ile  guruplar aralarında  toparlanır yorumlar başlardı. lan kafama bi daş geldi görmedim kimin attığını .. öbür tarafta biri falancaya bi taş vurdum amma işe yaradı şeklinde  muhabbet sürüp gider .bir sonraki gün aynı saatlere kadar. Gün içinde  olay unutulur kin garaz asla olmazdı akşam saatleri başladığı an yeni bir seleye devam.

Not:Ençok dayak yiyen, kafası yarılan, ben olurdum.

Ömer Sırakaya

CONGOLOS

   Hatırladığım kadarıyla  Congolos: . Evlere kışın ortasında, soğukların en fazla arttığı zamanlarda (10 ocak- 17 ocak) uğrar  Bu yaratık, açıkta duran yiyeceklerin ,ağzı açık  kabların  küplerine içine tükürür, idrarını yapar, böylece hastalıklara sebep olurmuş.(onun için mutfak evinde hiç bir kabıın ağzı açık bırakılmaz sıkı sıkı kapatılırdı.)  Bu yolla hastalığa yakalanan insanlara ise ‘marazlı’ denmektedir. Congolos bazen de uyuyan insanı, yakınlarından birinin sesini taklit ederek çağırır, uyanmazsa alıp götürür, dışarıda soğuktan donmaya terk edermiş.(kapılar sıkıca kapatılır bacalarada diken konurdu) Pancar olan evlere gelmeyeceğine inanılan congolosun evlere uğramaması için pancar pişirilip, eşiklere dökülür veya lohusalara, verilir di. Bu varlığa yurdumuzun değişik bölgelerinde koncolos, karakoncolos gibi adlar da verilmektedir.

Ömer Sırakaya

ALBASTI

   Albastı: Türk dünyasında görülen olağanüstü varlıklardan biridir  Bu yaratık şamanizmdeki Al ruhunun günümüzdeki temsilcisi sayılabilir. . Keçi, tilki, kedi, köpek, buzağı, örümcek, kuş, gelin, kefenli ölü gibi çeşitli kılıklarda görünürse de daha çok, uzun boylu, uzun parmak ve tırnaklı, dağınık saçlı, yağlı vücutlu, el ve ayakları küçük, dişlek, bir  dudağı yerde, bir dudağı gökte, çıplak gezen, göğüslerinden birini geriye atmış, tepesinde gözü olan çok çirkin,  bu yaratık yalnız bırakılan çocukları çalarak dalgaların dibindeki evine götüren bir kadın olarak tasarlanmaktadır .Türkleri onu sarışın ve şişman bir kadın  Özbekleri pejmürde kılıklı, dağınık saçlı bir kocakarı,  Gagavuzlar bir dev olarak tasvir ederler
Albastı’nın en çok lohusalara ve bebeklere düşman olduğuna, lohusanın ciğerini sökerek suya attığına veya yediğine, bu yüzden elinde ciğer bulunan bir kadın görülürse hemen yakalanması ve üzerine iğne, çuvaldız gibi bir metal parçası takılması  gerektiğine inanılır yakalayan kişi ocaklı olur ve ‘alcı’ adını alır. Al karısı, alcının soyundan gelen kadınlara zarar veremez.
  Alkarısından korunmak için doğum yapan kadın kırk gün kırk gece dışarı çıkmaz. Ayrıca evde de yalnız bırakılmaz. Aynı zamanda baş ucuna Kur’an asılır. Yastığının altına bıçak, makas, demir para, iğne, çuvaldız, maşa gibi metal eşyalardan biri veya çörek otu, soğan, sarımsak kabuğu, süpürge konur. Bu ruhu kandırıp, şaşırtmak için orta yere erkek elbiseleri de bırakılır Şayet anneyi değil çocuğu al basarsa bu çocuk ‘ayyaş’ . Alkarısı kırmızı renkten korktuğundan lohusanın başına al tülbent örtülüp, yakasına kırmızı kurdela takılır.
Alınan bütün bu tedbirlere rağmen lohusanın çok ağrısı varsa, morarıyor, sayıklıyor, bayılıyorsa al bastığına karar verilerek bir hoca veya ocaklı çağrılır. Tüfek atılıp, tencere kapakları vurularak, gürültü yapılıp bu ruhu kovmak için uğraşılır.

 

Ömer Sırakaya
 

DÜĞÜN

GÖRÜCÜ USÜLÜ


  Evlenme çağı gelen erkek evladın, anne ve babası aralarında kararlaştırır, gelin adayını belirlerler. Anne oğluna, sana falancının kızını uygun gördük dünür gideceğiz sen ne dersin diye sorar (Son yıllara kadar bu teklife hayır diyen pek az kişi çıkmıştır, genelde bu teklif kabul görür.) Oğlan evet derse durumdan yakınları aracılığı ile kız evi haberdar edilir.
Kız kapısı kale kapısı olur. Adeta teklif nazla karşılanır mazeret gösterilir. “Kızımız küçük” denir ama kesip atılmaz. Amma açık konuşulup gelmen denilirse o iş in olduğu da pek nadirdir. Duruma göre oğlan evi kararını verir, iki komşu ile ailenin ileri gelenleri kız evine dünürcü olarak giderler.
DÜNÜRCÜ.
  Genelde Dünürcü kız evinde pek sıcak karşılanmaz baba nazlı ana nazlı olur. Kardeşler işe pek karışmazlar çünkü önceden aile arasında konu görüşülmüştür.
Oğlan evinden gelen en yaşlı kişi söze başlar hal hatır sorulur hasb-i hal derken konu açılır: ……..”Ağa biz Allah’ın emri peygamberin kavli ile kızınız………ı oğlumuz ………..e istiyoruz” diye kızı isterler. Kız tarafının ileri gelenleri mazeretlerini anlatır bu iş olmaz derler o akşam iş fazla uzatılmaz dünürcü kalkar gider ama bir kanaat oluşur. Kanaat olumlu yönde ise birkaç akşam sonra tekrar gidilir olay tekrar anlatılır kız evi ikna edilirse kahve içilecek gün kararlaştırılır, ikna edilemez ise bu gidip gelme birkaç defa tekrarlanır.
SÖZ KESME
  Aileler kahve içmeye karar vermişler ise o gençler sözlenmiş anlamına gelir. o kıza başka yerden dünür gelinmez.
KAHVE İÇME.
  Kararlaştırılan günde oğlan evinden daha kalabalık gidilir kız evine. Oturulur pazarlığa günün şartlarına göre 1 tarla veya 10 bilezik 1 metre altın zincir veya 1 buzdolabı çamaşır makinesi komşular pazarlığı tatlıya bağlar kahveler içilir nişan günü kararlaştırılır.
NİŞAN
  Nişan Davul zurna ile yapılır, Pazartesi gelen davul zurna bir kahyanın emrine verilir, kahya genelde kız evi çevresinde belirli kapıların önünde davul çaldırır, köyün gençlerini eğlendirir. Çarşamba günü nişan son bulur.
DÜĞÜN
  Düğün merasimi, köy gençlerinden iki kişinin davul getirmek için köyden ayrılması ile başlar. Davul getirmekle görevli gençler kimi nerede bulup ne zaman getireceklerini iyi bilirler. Perşembe günü köyün girişinden duyulan davul sesi düğünü başlatmış olur. Davul zurna nişanda olduğu gibi yine bir kahyanın öncülüğünde dolaşır. Kararı artık kahya verir, halaylar çekilir oyunlar yapılır, insanlar eğlenir.
AĞIRLIK GİTMESİ
  Perşembe günü ikindiden sonra ağırlık gider (oğlan evinin kıza verdiği eşyaların kız evine gönderilmesi) Çeyiz sandığı, yatak, yorgan, çul, cecim ve kız evinin ihtiyaçlarından ibaret eşyalardır. Artık köy gençleri damadın arkadaşları davulu zurnayı rahat bırakmaz çaldırır oynarlar. Davulcuya kadın kıyafeti giydirir oynatırlar ve doyasıya eğlenirler.
KEŞKEKLİK YIKAMA.
  Düğünde pişirilerek ikram edilecek keşkeğin buğdayını  davul zurna eşliğinde yıkanacağı yere götürülerek özel bi itina ile yıkanır. 
DÜĞÜN OKUNTUSU
  Kahyaya aldığı talimat doğrultusunda davul zurnayı kapı kapı gezdirir her kapıda birkaç dakika çaldırtır. Bunun anlamı; o hanenin düğüne davet edildiğidir. Damat ve gelinin yakınları basma havlu gibi eşyalar gönderilerek özel davet edilirler
YİĞİTBAŞI VE SAĞDIÇ
  Damada bir “yiğit baş”ı, bir de “sağdıç” görevlendirilir. Yiğit başı damadın sevdiği yakınlarından evli birisidir. Sağdıç damadın yakınlarından birinin oğlundan seçilir.
GÜYEVİ ÇİMMESİ
  Cuma günü “Cuma Namazı”ndan Sonra güveyinin yakın arkadaşları uygun bir yere giderler(Bazen arkadaşının evi Mevsim yaz ise dere kenarı sakin bir yer olabilir.) Damat orada tıraş edilir. Bu esnada kız evinden bir bohça gelir. Bohçanın içinde iç çamaşırı, gömlek, çorap,mendil, yemek için börek ve leblebi konulmuştur.Bohçaya damada konan eşyanın aynısı sağdıca, bir gömlek bir çift çorap bir mendil de yiğitbaşına konmaktadır.Tıraştan sonra damada kız tarafından gelen çamaşır ve damatlık elbisesi giydirilir, davul zurna eşliğinde düğün evine dönülür.Bu andan itibaren damadın sağdıcına iyi sahip çıkması lazımdır.Aksi taktirde damadın arkadaşları sağdıcı saklar ve damattan bahşiş isterler.
KINA
  Cumartesi akşam erkek evinden silahlar atılarak çıkılır, davul zurna hiç susturulmadan çalar kız evine varılır. Kız evinin önünde veya bir harman kapısında inadına eğlence, inadına oyunlar olur. Erkekler dışarıda veya başka odada, bayanlar gelinin yanında oyun üzerine herkes marifetini gösterirler. Maniler söylenir, orta oyunları oynanır, halaylar çekilir, gelin adayının ve damat adayının isteyen herkesin ellerine kınaları yakılır. Geç saatlerde oğlan evine dönülür.
BÜYÜK DÜĞÜN GECESİ.
  Düğünün son gecesidir. Sabahtan başlanır. Keşkek kazanları kurulur. Koyunlar, danalar kesilir, akşama her şey hazır hale getirilir. İkindi namazından sonra davetliler düğün evine gelmeye başlarlar. Her düğüne gelen grup silah atarak, davul karşılanmasını ister. Davul zurna gelenleri karşılar. Düğüne evinin kapısına kadar gelenlere eşlik eder, gelen grup karşılama bahşişini vererek düğün evine girer. Gelenler aile ise, genellikle ellerinde sinilerle önceden yaptıkları börekleri getirirler. Düğün sahiplerinin yakınları seysana ile gelirler, seysana ata yüklenen düğün hediyesi ve atın üzerindeki kişinin dayağa bağladığı uzunca basmadan ibarettir. Yine silah sesleri ve davul zurna sesi biri birine karışarak düğün evine girilir.
Karşılamalar bu şekilde devam ederken gelen davetlilere yemekler ikram edilir Düğün sahibi veya hatırlı misafirlerden birisi. Aşçı başına yeterli bahşişi vermez ise keşkek kazanının ağzı açılıp ikram edilemez. Keşkeksiz ve böreksiz yemek te düşünülmez zaten. Yemeğini yiyen davetli düğün evi önünde toplanır, karşılama ve yemek faslı bitmiş ise masalar kurulur eğlencede sınır tanınmaz. İçkiler içilir, halaylar çekilir, davulcu zurnacı tüm marifetlerini sergileyerek kendini beğendirmeye çalışırlar. Bazen eğlencenin bir kaç yerde kurulup sabahlara kadar sürdüğü olmuştur.
GELİN ALMA
  Kuşluk vaktine doğru Dünürşüler (bayanlardan oluşur) özel kıyafetlerini giyer, atlar hazırlanır, yola çıkılır. Gelin evine gelindiğinde pehlivanlar soyunur güreşler tutulur, halaylar çekilir, bu arada gelin de hazırlanır. Gelin çıkmadan önce; ağırlıkla gelen ve baba evinden verilen eşyalar taşınır. Gelinin çeyiz sandığının üzerine gelinin küçük kardeşi veya bir yakını oturur, istediği bahşişi almadan sandığı vermez. Alınan eşyalar günün şartlarına göre atlara veya kağnıya daha sonra motorlu taşıtlara yüklenir. Bu arada gelinin yastığı gizlice bir kişiye verilir. Bu yastık damada teslim edilecek ve bahşişi alınacaktır. Yastığı teslim alan kişi yolda durdurulup zorla da olsa elinden alına bilir. Onun için tedbirli olmalıdır. Yastığı damada kim götürürse bahşişi de o alır. Gelini evden kardeşi çıkarmak için kapıyı çalar, gelinin arkadaşları kapıyı açmazlar. Onlara da bir bahşiş ödenir ve gelinin kardeşi gelini evden çıkararak ata bindirir. Atın dizginini de kayın pedere teslim eder. Kayınpeder dizginin bahşişini de öder ve düğün alayı kız evinden sakince ayrılır. Damat tarafı burada silah atmaz ama gelin tarafı atabilir. Davul zurna hiç susmamaktadır. Gelin evinden belirli bir mesafe kadar ayrıldıktan sonra silahlar patlamaya başlar. Gelinin yakınları yola set çeker, bahşiş isterler. Bu çok çetin geçen bir pazarlık olur çok kavgalar çıkmıştır bu durumda ama gelin çekilen ipin veya sırığın üstünden veya altından atı geçirirse olay o an bitmiştir. Gelin alayı devam eder, yoksa düğün sahibi istenen bahşişi öder. Gelin gelirken köyün koyun sürüsü de o yol üzerinde bulunur genellikle düğün alayı sürüye yaklaşınca çoban sürünün içinden seçtiği bir koçu gelin atının önüne çeker. Geline bu koçu alıp götürmesini söyler. Gelin koçu tutar ve ayaklarını yerden keserse koç gelinindir. Alır götürür şayet yerden kaldıramaz ise düğün sahibi koçun bedelini çobana öder. “Damat”, “yiğitbaşı”, “sağdıç” gelinin eve gireceği kapının üstünde çatıda beklemektedirler. Gelin atla getirilir damadın önünde durdurulur, damat elindeki elmayı çatıdan bırakarak gelinin duvağına vurur, yiğitbaşı da elindeki kapta bulunan leblebi ve bozuk paradan oluşan karmayı gelinin başından döker. O paraları kapmak için yuvarlanan çocuklar çamurlara yatarlar bu arada atılan silahın merminin hesabı olmaz, düğünün kalitesi de silahın kalitesi ide burada ölçülür. Gelin attan indirilip kaynanaya teslim edilir.
NİKAH.
  Nikah Gelinden vekalet alınarak Damadın hazır bulunduğu ortamda Köyüm imamı ve yakın akraba ile kıyılır.
İÇERİ ATMA.
  Nikah Merasiminden sonra gelin kız arkadaşları tarafından odasına götürülür. Damat da arkadaşları tarafından gelinin bulunduğu odanın kapısına getirilir ve adeta dövülerek yumruklanarak içeri atılır, damat odaya girdikten sonra kapının yakınına Önceden bırakılan Börek tepsisini dışarıdaki arkadaşlarına verir .
DUVAK DÜĞÜNÜ.
  Erkek evi bayan yakınları tarafından Gelinin eve geldiği ilk gün öğle yapılır adeta geline hoş geldin anlamına yapılır. Bayanlar kendi  aralarında oyunlar oynar Türküler, maniler söyler eğlenirler.
KAYNANA GÖRME.
  Düğünden 1 hafta sonra Damat Arkadaşları ile Gelin hanımın Annesinin elini öpmeye gider. Damat kaynana dan beğeneceği bir bahşiş alıncaya kadar konuşmamalıdır, şayet konuşur ise bahşiş hakkını kaybeder, kaynana genelde 1 dana veya koç bağışlar, bağışlanan hayvan daha sonra kesilerek muhabbete yenir,bu bir tarla veya parada olabilir.Bazen de kırdan bostan yeri bağışlanır .Damadın arkadaşları kaynana evinde beğendikleri her şeyi gizlice alabilirler  alınırken  görülen eşya  geri bırakılır .Evlenen çiftlere ömür boyu mutluluklar temenni ederim

Ömer Sırakaya

KOYUN YIKAMA

Anlatan: 

 Yıl boyu yağmur, çamur, çise ,toz, toprak  koyunlar üzerindeki yünü kirletmiştir. Gerçi çobanlar koyunum temiz ,beyaz görünsün diye arada bir kaçamak olarak yıkasalar da asıl koyunun yıkanması güz sonu kırkım zamanı yapılır. Çobanlar yıkama gününü belirler ve yakın arkadaşlarına koyun sahiplerine haber salarlar Falanca gün koyun yıkamaya gidiyoruz isteyenler katıla bilir diye.

  Koyunun yıkama günü Köyde bulunup katılmak isteyenler köyden.Yaylada bulunanlar yayladan hareket eder belirlenen yerde buluşulur .sürü yıkanacak olduğu Ordu Tokat sınırında olan Gannu göle doğru sürülür .Göle gelindiğinde insanlar iki guruba ayrılır Yarısı gölün bi tarafına diğer yarısı bi tarafına yerleşirler.

  Çoban sürünün içindeki uysal koyunlardan birisini öne alarak göle atar bunu gören bütün  sürü teker teker göle atlar yüzerek gölün diger yakasından karaya  çıkar. Orada bekleyen gurup sudan çıkan koyunu tekrar ilk atladığı yere yönlendirir ,oradaki gurup ise  koyunun tekrar göle atlamasını sağlar bu hareket 3 defa tekrarlanır 3. turun sonunda geride kalan 1 veya2  koyun kesilerek  katılımcılara ziyafet çekilir.

Ömer Sırakaya

 

Not YUKARIDA ANLATILAN KONLARDA YANLIŞIM VEYA NOKSANIM VAR İSE LÜTFEN BİZİ UYARIN AŞAĞIDAKİ KONULARDA  BİLGİLERİNİZİ BİZLERLE PAYLAŞIN.    omer@hasanseyh.com   veya konuk defterine yazın